SÛR

elimi kırılan saçına düğümledim çağın periler ve puhu eşlik ediyor küfrüme yakın gelecek bir sûreye, işte orda kentlerin kışı, dilimin suru, orda kulağımdaki ağrı dinimdeki yangın

ne zaman sapsam kuş yolundan öylece çıkıyor yolundan her şey doğulu parşömenleri kemiriyor batılı fareler böyle acele bir sualim canım tez. öyleyim suların görgüsü, taşın hırsıyım

ordayım, gün doğumları benim

Ali Aydemir

Ölü Kayalar Mezarlığı

BAĞDAT

I

bu gece yaşanan med-cezir dinsizliğimle örtüştü nihayet kâbeli kumlar alay eder gibi umursadı bağdatlı patikaları

iki rekat namazını tanıdı

daha soğumamış seccade buruşturdu yüzünü bir ağaç gölgesine gerinip tutuşturdu kendini

uyandığımı sanmıştım bu rüyadan yanılmışım

köz sıcaktı daha

II

tenimin “azap-ı mukaddes-i”

keşifçi bedevilerin su yurtları

her uğrakta biraz daha hüzünle anılan bu şehir

geldiğin yolları unut şimdi

hiç yolun olmasın dönmeye dönmeye hiçbir yerin yoktur hem

bu kendine istediğin ilk gece : işte ateş işte şarap işte gölgen

III

göç

tüm; bir nesne bir nesneye seslendi

bir tahta kırık tahtayı onardı 62

IV

ay ne zaman cilalasa kumları çocuklar ölesiye seviyorlar bu şehri ölüyorlar

oğullar tanrının değil

Ali Aydemir

Ölü Kayalar Mezarlığı

KİMSESİZ İMGE TABLETLERİ

tab I :

kuşkuyum

teninden ürken anlatıcı

tab II :

çakıl taşlarını üst üste koyun deniz kabuklarını onların üstüne

aşk,

tab III :

kusurum

bilerek yontulan bir sarnıç

töreme uyma kaosumda izini kaybet taşa dönme kirliyim

tab IV :

tanıdık bir ses

sırtımı döndüğüm bu sular uzağı dinledim

tab V :

ben’ i tariflersen saplanabilirsin çamura içinde portakal sarısı spermler olan dünya elimin hizasında teğet geçiyorum sana kuşluk göğüne nazar değdi çeeek

kılıfımın belinden terimi

kim Allahın oğluysa dinlesin beni çıldırmışın kentinde kaosu üfleyenim

tab VI :

seğirten itiraflarla dolu kalbim şimdi nasıl bir yenilgi hazırlasam bir şekilde hiç yenilmediğim kadar güzel yenilebilirim

tab VII :

burası notalar evi ölüler her yerde diri

tab VIII :

zarın öfkesinden doğan kaşifler su kenarlarını es geçtiler

tab IX :

“dişinin karşıtı” yazıyor taşların birinde “hisardan kendimi denize attım

size kolay olsun”

tab X :

kasabanın en uzak seslisini

uzaktan sevebilir bir çocuk

erik özlemiyle ekşirken dudakları

bir gürültü tuz gibi tatlandırır dilindeki sözcükleri (belemedik vadisi)

kayalara sığınan al yanaklı düş düştü

tab XI :

geldin yerli taş çevireceğim yedi dünyada yedi ahrette

tab XII :

badem çiçeklenirken yalnızdım zaten

tab XIII :

eski bir limanın hatırına konuş denizle

bizi deniz paklar

tab XIV :

yazdan önce gidiyor balıklar ve bir aşktan bana

barınakları kalıyor kelimelerin

tab XV :

deniz kabuklarını diline dolayan kimdi öyle pırıltılı

yarım yamalak dolarken içine su kimdi

ey pasaklı ağaçlar

deniz kabuklarında kök salanınız kimdi

tab XVI :

babamın rüyasına silah çektim vuracaktım rakı tutmasa gün olmasa oğuldum ıstakoz ruh

tab XVII :

ne zaman konuşsam kendimle bir put daha düşüyor avluma bir kıyamet daha

tab XVIII :

bir sebebi yoktu

elbiselerimi yırttım çöl uzağını gördü

cam rüyamı geçiriyor

Ali Aydemir

Ölü Kayalar Mezarlığı

KAÇ PENCEREDEN

kar öncesi her sokak yalnızdır üç-beş pencere kirli camlar kelebeklerin içlerine sığmayan ölümlere yaslanır

sınanmaya hazır gece büsbütün ortasındadır rüzgarın ağaçların suya ayırdığı oyuklara birikir hüzün

bu bir döngü

bedenim içerde yalnız

dışarıda telaş içinde

döngünün ortasındaki acemi çocuk na sesiyle kırılmaz gece

daracık sokak kedilerinin parkları ayarttığı yerde upuzun serildi gözlerim gülüp geçtim

bir daha rastlamadım kendime 36

sevilemeyecek kadar yaşlıyım

sonumu kirletebilirim

astımlı gülüşler uğurlar beni çocukluğuma ağılayan kadına

bir elimde ayyaşlık

bir elimde eksilen z, y, n, p

tırnağımı suçladığım için kestim bir daha çıkarmayacağım “meymenet sokağına körleri” sevmek gelmiyor içimden

her şeye yaban diyebilirim

beklediğim rüzgara bile

ama siz teninize yaban diyebilir misiniz tren camına sığınan sevince aşk

kaç pencereden

kaç pencereden aynı düşleri göremez kimse

pedalı kırık bisiklet sesine konuk oluyor çocukluğum gözümü boyuyor

suskun ağzımdaki gölge kar bekliyor inatla

ışık geçmiş günler için sıvazlıyor omzumu

zamanı değil

bilinci işgal etmenin akacak kadar derinleşmedi henüz tarihin yarası

aynaya çevirdiğim yüzümü yarım çiziyor her yüzyıl

Ali Aydemir

Ölü Kayalar Mezarlığı

AYYUK

bir şehir fazladır bir fotoğraf fazla kırıldım esine düşen sözcüğe

buz bir zaman sonra fazladır

sokağın bir yerinde şımarır bir başına

kanın rengi aşkın ka’sını atar

denizi ararım zehir büyür aynada

su kaçar, aklım sızar, ömrüm kalbine bir şehir uzaktır bir aşk uzaksa

burada ölünür sevişilir de kalbimi kalbine yor

Ali Aydemir

Ölü Kayalar Mezarlığı

HUZMANCUK

unutmadım bir çiçeğe sorduğum yolu

yaylakovan hüzün

göğe benzemek iyi midir

su akıyor sis sarıyor bir dağı ahşap evlerin eğrelti çivileri uyku susturmaz çakallarını

gününde kar var atların dizginlerinde dedeme üç günlük yol

unutmadım

biliyorum karanlık

aydınlık biliyorum

göç isyan köy

toprağı unutmak iyi midir arabalar geçiyor kuşlar ürküyor rutubetli evlere tel örgü

sokak başlarında kedi köpek

yürümek için koştum

susmak için bağırdım

yine de eksik kaldı bir sözcük kuzeyin ırmakları denizine su

yolumu bulan çiçeği kopardım 34

biliyorum insan

insan kovalayan

yeryüzü aşka

aşık ekecek

unutmadım

Ali Aydemir

Ölü Kayalar Mezarlığı

A ÖPTÜM, GÖZLERİN TERK ETTİ BENİ…

I

son kez gözlerine davet et beni sıcacık bir ikindiyi geçireyim çay içerken yanında

kolundaki deri ipliği çıkarıp boğazıma düğümle sonra ayağa kalkıp bitti de

nasıl geldiysem öyle gideyim bir aşkı bitirecek sözün yoksa

eyvah! yine dayanmıyor kalbim sınır dışı edilen a’ nın hallerine

kendimle basit bir oyun oynadım hepsi, parşömen kağıdında seviştirdim örümcekleri

küçük ayaklarından kalabalık

ordular kurdum, sürdüm yitirilmiş aşkların üzerine

yalnız sokaklar bilir bunu

yalnız erkekler ve yalnız kadınlar çocuklar bilmiyorlar henüz

gözlerinin içini son kez kızıştırmaya geldim, dedi: a, bilmiyordum

her sokağın içinde kendine yalnızlık bulduğunu aşkın

Ali Aydemir

Ölü Kayalar Mezarlığı

ESKİ, FOTOĞRAF KONUŞMALARI

ESKİ, FOTOĞRAF KONUŞMALARI

I

kenarı kıvrıktır çocukluğumun nedense aldırmaz fesleğenlere

ansızın bir sokak gibi mektupta ıslak kahverengi kuşlar uçuşur ten yanığı coğrafyam

sularında kararıyor saçlarım gecede birden bire, kediler mavi yeşil gözlerinde

ihlal ediyor hüznümü

uzaklığım…

sana sivil direniyorum

III

masaya uzattım el yazılarımı

çokça mora çaldı papatyalar

yucatén’ lı bir yılan akıttı zehrini dilime

iç akıntılar şiirle çoğaltıyor tuzunu akdeniz

başka kenarlar

başka diller arıyor durmadan

herkesin içinde bir kent gizli sonra bir yerlere gitmeler

Ali Aydemir

Ölü Kayalar Mezarlığı

MÜSTAKBEL TİKSİNTİ

ilençle geriye itildim tulû kenarına karanlık deri ustasıydı orda kemik toplayıcısı ve salya kırık parmakların yerine bir parmak çoğaltan orta dünya, öteye aşklar sarkıtan romantikler ‘siz’ kıyılarında anarşisttiler ve giderek belki bu kez de es geçilecek devrime meyiller

o doğuma bakarsak deniz çekildi garibedir ya bir kayada toplandı yalnızlıklar ‘ve kavmin mürettebat listesi kurtarılmalıdır,’ denildi bakınız: ıssız adacılar için meyhaneler (cilt: 9, sayfa: 12) her kağıt bir başkasının kederiyle değilse de her soy bir başkasının soysuzluğuyla onandı

yakının ağzında tevatür böyle oldum, bu benim işimdi

Ali Aydemir

Ölü Kayalar Mezarlığı

GÖMÜT

GÖMÜT

yokuşun üzerine yaslanan gece acemi bir ihanete mekan oluyor sırnaşık ağaç kavuklarına sığınıyor yılanların hışırtıları

alt yoldan kurbağa sesleri

karşılıyor beni, onların bir ileri

bir geri giden bedenleri

selam edip bir parka gölge veriyorum

yorgun ve kendini bilenler için gelip geçilesi bir yer burası

ne çok içsem de unutmayacağım bir aşka gömüt olduğumu

aşklar ölürken ağırlar aşıklarını

Ali Aydemir

Ölü Kayalar Mezarlığı